Şehrin Gürültüsünde Şiire Yer Açmak

Şiir okumak için sessiz bir oda beklediğim zamanlar oldu; şehirde o odayı bulmaksa her zaman mümkün değil. Oysa bir vapur anonsunun ardından yeniden dönülen dize, bazen sessizliğin içinde okunan dizeden daha uzun süre akılda kalıyor. Şehrin bölünmüş dikkati şiiri eksiltmek zorunda değil; ona başka bir ritim de verebilir.

Kısa Araların Ritmi

Şiir, birkaç duraklık yolculukta da okunabilir; yeter ki her seferinde bitirme telaşına kapılmayalım. Bir kıtada durup kitabı kapatmak, okumanın yarım kaldığı anlamına gelmez. Bazen dizenin günün geri kalanında zihinde sürmesi, sayfayı hemen çevirmekten daha kıymetlidir.

Şehirden Gelen Sesler

Sokaktaki sesler şiirin iç sesini bastırabilir, ama kimi zaman ölçüsünü de duyurur. Bir durağın anonsu, kaldırımda hızlanan adımlar ya da yağmurun saçaklara vuruşu, kelimeleri farklı bir tempoda okumama neden oluyor. Bunları şiire dışarıdan eklenen süsler gibi değil, okuma anının gerçek koşulları gibi kabul ediyorum.

Dizeyi Yanında Taşımak

Bir şiiri anlamak için her zaman baştan sona kesintisiz okumak gerekmiyor. Takıldığınız bir dizeyi telefon notlarına yazabilir ya da kitapta sayfayı işaretleyip akşam yeniden dönebilirsiniz. Şehirde okurken araya girenleri kusur saymayın; bazen şiir, tam da o aralıklarda kendine yer bulur.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir